Hindistan ve Nepal'de dikkat edilmesi gerekenler

Hindistan ve Nepal'de dikkat edilmesi gerekenler

Dünyanın neresinde olursanız olun hırsızlara ve diğer istenmeyen durumlara karşı en çok güvenmeniz gereken şey hisleriniz ve dikkatiniz olmalı. Hindistan ve Nepal’de bulunduğum süre içinde elimden geldiğince dikkatli olmaya çalıştım. Aslında başlangıçta göstereceğiniz bir parçacık dikkat, rahatlıkla duyularınızın uyanmasına ve zamanla bunun bir refleks haline gelmesine neden olacaktır. Aşağıda gezinizin sorunsuz geçmesi için özen göstermeniz gereken konular, birkaç farklı başlıkta dikkatinize sunuluyor.

Hırsızlık

Hırsızlığa karşı yanınızda mutlaka küçük ve orta boy asma kilitlerle bir metre civarında güven veren kalınlıkta bir zincir götürmek gerekiyor. Çantanızın sınırlı hacim ve ağırlık kapasitesinden önemli bir pay alsa da, bu önemli. Ayrıca günlük gezileriniz esnasında pasaport, bilet, para gibi değerli şeylerinizi yanınızda taşımanızı, odada bırakmamanızı ve diğer malzemelerinizi kilitli şekilde çantanızda saklamanızı öneririm. Tren, otobüs gibi ulaşım araçlarıyla yapılan yolculuklar esnasında mümkün olduğunca çanta(ları)nızı göz mesafesinde tutun. Her ne kadar her seferinde açmak-kapamak zahmetli olsa da çantalarınızı kilitlemeden bırakmayın.

Bol renkli ve gösterişli kıyafetler, sadece acemi gezginlerin tercihi. Yolda karşılaştığım neredeyse bütün sırt çantalılar, hem çantalarında hem de kılık kıyafetlerinde bol kesimleri ve gri, siyah gibi koyu renkleri tercih etmişti. Gösterişli olmasa da çantam dahil nispeten renkli kıyafetlerim onların arasında bile dikkat çekiyordu. Hırsızların, evrensel bir gerçek olarak, popüler ve kalabalık turist bölgelerini hedeflediğini unutmamak, buralarda daha dikkatli olmak gerekiyor.

Özellikle tren ve otobüs varış noktalarındaki karışıklık ve bunun yarattığı şaşkınlık, hırsızlar için biçilmiş kaftan. Tek başına seyahat edenler için durum çok daha riskli elbette. Tuvalete gitmek gibi sıklıkla karşılaşılacak durumlarda, çantalarınıza göz kulak olması için bir nevi kader ortağı olduğunuz bir başka gezginden yardım istemek daha doğru olacaktır.

Alternatif trekking rotalarını detaylı çizimlerle gösteren, ulaşım bilgilerini en ince ayrıntısına kadar bulabileceğiniz rehber kitaplar var. Bu kadar detaylı sunumlar her ne kadar teşvik edici olsa da, bir günlük veya daha uzun, her hangi bir rotayı tek başınıza denemeniz, bir takım riskleri göze almak anlamına gelir. Rotanın kolay olduğunu düşünseniz bile en az iki kişi olmak veya yerel bir rehberle anlaşmak daha güvenli.

Yiyecek ve içecek

Birçok yerde açıkta satılan yiyecek ve içecekler, sağlık sorunlarına davetiye çıkarıyor. Yerel halkın, bu çeşit gıdaların içerdiği mikroplara karşı son derece gelişmiş bir bağışıklık sistemi bulunuyor. Ben vücudumun vereceği tepkileri göze aldığım için merakımı yenemeyip birkaç kez denedim, bir şey de olmadı. Ancak hiç alışık değilseniz, midenizi bozma ihtimaliniz var.

Her iki ülkenin de musluk suları normalin çok üstünde mikroplu. Hani karşılaştırıldığında İstanbul’un uzun yıllardır içilemeyen musluk suları, bunların yanında menba suyu gibi kalıyor. Nepal gibi Himalalar’ın eteklerindeki bir ülkenin musluklarından sapsarı su akmasını çok yadırgamıştım. Bu nedenle, sadece ilk kez kendinizin açtığına emin olduğunuz pet şişelerden su içmek ve restoranlarda, kafelerde içeceklerinize buz atmamak gibi birkaç küçük önlem alabilirsiniz. Mecbur kaldığınız ve size temiz gibi görünen bir suyu içmek zorunda kalırsanız dahi, Faruk Budak’ın önerdiği bir yöntemi uygulamanızı salık veririm. Göz damlalığıyla bir damla çamaşır suyu katıp bir dakika beklerseniz, suyunuzu biraz daha güvenli içebilirsiniz.

Kültür ve inanç farklılıkları

Hindistan ve Nepal, dünyanın birçok köşesinde olduğu gibi günlük alışkanlıklarından kültürüne, dinsel inançlarından ahlaki değerlerine ülkemizden çok farklı reflekslere sahip. Bütün farklılıklar gibi saygı gösterilmeyi hak ediyor. Bu yüzden, yüzeysel de olsa temel birkaç bilgi, işinizi kolaylaştıracaktır.

Söz gelimi; eğer bilseydim, Agra’da Cuma Camii’nden Agra Kalesi’nin önünde beni bekleyen rehberime dönerken sokak arasında rastladığım, tanrı Şiva’nın heykellerinin yapıldığı atölyenin ve çalışan ustalarının fotoğraflarını çekmeyi denemezdim. Tanrılarının fotoğraflarını çektiğimi gören Hintli usta, büyük bir tepki gösterdi. Neyse ki, bu defa olay fazla büyümedi ama şu kuvvetle muhtemeldi ki henüz gezinin başında makinemin, daha kötüsü benim başıma bir şey gelebilirdi.

Bu coğrafyadaki her şeye sabırlı olmak gerekiyor. Yol notları bölümünde, ısrarları ve tacizleriyle beni sık sık patlama noktasına getiren satıcı, rikşacı ve komisyonculardan bahsetmiştim. Öyle anlar var ki gerçekten kızmamak, bağırmamak için kendinizi zor tutuyorsunuz. Bu doğru. Ancak yine de diğer Batılı turistler gibi güler yüzü, hoş görüyü elden bırakmamak lazım. Sadece olası bir kavgada sonu nereye gider diye düşünmekten değil; yoksulluğun kol gezdiği bu topraklarda üç-beş rupi daha fazla kazanmak, ailesinin nafakasını çıkarmaktan başka suçu olmayan bir baba, bir kardeş olduğu için.


Yurt dışında yabancı dil

Yurt dışında yabancı dil

İyi bir gezgin olmak, öncelikle güçlü bir iletişim becerisi gerektirir. Yabancı lisan, bu iletişimin bir aracı ama yegane seçeneği değil. Çok süper (!) bir İngilizceniz olabilir ama bu tek başına yeterli değil. İnsanlarla iletişime geçmek için kişisel becerilerinizin de gelişkin olması çok önemli. Bu ne demek? Mimik ve jestlerinizi ne kadar yerinde kullanabiliyorsunuz, girişken misiniz, bir arkadaş grubunun genel eğilimlerine ayak uydurabiliyor musunuz? Bu sorulara vereceğiniz olumlu yanıtlar, sizin özellikle bir yurtdışı gezisinden ne oranda keyif alacağınızı belirleyeceği için önemli.

Tamam kabul, birçok sırt çantalı turistin İngilizce, ya ana dili ya da bu dili yeterince iyi konuşabiliyor. Ancak İngilizcesi ‘yes/no’ düzeyinde olan birçok Batılı gezgin de, dünya yollarında kendi maceralarını yaratabiliyor.

‘Bu nasıl oluyor?’ dediğinizi duyar gibiyim. Bu şekilde yola çıkanların iki temel bahanesi var. Birincisi şu: Bazı ülkelerin vatandaşı doğuştan gezgin genleriyle doğuyor. Çok genç yaştan itibaren o kadar geziyorlar ki yabancı dilleri olmasa bile, gittikleri yerlerde kendi memleketinden birilerine rastlama olasılıkları neredeyse kesin. Rotasının bir sonraki durağını vatandaşlarıyla yaptıkları sohbetlerle şekillendiriyorlar. İsrailliler, İspanyollar, Almanlar, Fransızlar bu ülkelere örnek verilebilir.

İkincisi biraz daha riskli bir düşünce ama onlara göre yollara düşmek için yeterli bir neden. Dünyanın neresine giderseniz gidin, her ülkedeki toplumsal yaşam biçimleri birbirinden çok farklı değil. Afrika’ya da gitseniz, Güney Amerika’ya da gitseniz otelcilik, lokantacılık, müzecilik, taşımacılık kuralları aşağı yukarı aynı.

Gezi planınızın detaylarını; öncelikli kriteriniz olan yeme-içme-konaklama-gezme bütününü rehber kitaplar aracılığıyla rahatlıkla belirleyebiliyorsunuz. Uçaktan kaçta indiğiniz, önceden rezervasyon yaptığınız otele ne şekilde ulaşacağınız, en yakın müzelerin otelinize ne uzaklıkta olduğu son derece net.

Her ne kadar doğru olduğunu düşünmesem de, eskilerin deyimiyle ‘derdimizi anlatacak kadar’ yabancı dilimiz olması gerektiğini savunsam da, böyle bir yöntem var, aklınızda bulunsun.


Yalnız seyahat etmek

Yalnız seyahat etmek

Bu en zor soruya en doğru yanıtı elbette siz vereceksiniz: Yalnız mı gitmeli, yol arkadaşlarıyla mı?..

Benim seyahatlere yüklediğim anlam, kendime yolculuk yapmak, yalnız kalarak biraz ruhumu dinlendirmek. Böyle olunca tazelendiğimi, yeniden doğduğumu hissederek dönüyorum gezilerden. Yani yalnız gitmekten yanayım. Güvenlik, birileriyle gitmek için bir gerekçe olmadı benim için. Kaldı ki, kim demiş yalnız kalacağınızı. Şurası kesin ki yalnız çıkılan seyahatler, sizinle aynı kaderi paylaşan onlarca insanla tanışma fırsatı demek. Yanınızda biri olduğunda yönünüz biraz yol arkadaşınıza dönük oluyor ister istemez. Bu da yabancılarla olan iletişimi kısıtlayan bir faktör.

Diğer taraftan, sohbet etmekten, ortak zevkleri paylaşmaktan mutluluk duyduğunuz bir arkadaşınızla ya da eşinizle yapacağınız bir seyahatin de çok keyifli geçeceğini tahmin etmek zor değil. Benim için yalnız gezmenin alternatifi, çok iyi anlaştığım, huyunu suyunu çok iyi bildiğim en fazla bir kişiyle yapılacak bir gezi olabilir. İstisnalar elbette görülebilir ama grup halinde yapılan gezilerde herkesin farklı istekleri, beklentileri olması neredeyse kesin. Ortak beğenilerde buluşma ihtimali, grubun sayısı arttıkça azalacaktır. Bu durumda grubu bulunulan şehirde, ortak bir noktada tekrar buluşmak üzere serbest bırakmak iyi bir yöntem olabilir.

Bu kadar karamsar bir tablo çizmeme lütfen aldırmayın, dediğim gibi seçim size kalmış. Eşli gezmenin güvenlik dışında, konaklamada daha ekonomik seçenekler yaratma gibi avantajları da olduğunu inkâr edemeyiz, öyle değil mi?


Çanta hazırlığı tamam mı?

Çanta hazırlığı tamam mı?

Hazırlık, öncelikle doğru model çantayı seçmekle başlar. Doğru çanta için de seyahatinizin içeriği belirleyici olacaktır. Eğer, tatilinizi sadece uçaklarla yapıp, yıldızı bol otellerde konaklamak şeklinde planlamadıysanız, ki HindistaNepal kitabı her koşulda macerayı ön planda tutup, konformizmi ikinci planda tutanları hedeflemektedir ve bu nedenle size hareket kabiliyeti kazandıracak bir sırt çantası öneriyoruz. Hatta önermekten öte bu, gezinin olmazsa olmazı. Uzun yıllar önce ilk yurtdışı deneyimime bir valiz götürmek gafletinde bulunmuş, pırıl pırıl yolları ve mükemmel ulaşım ağına rağmen bulunduğum bu Avrupa ülkesinde bir yerden bir yere gitmek tam bir eziyete dönüşmüştü. O gün bugündür seyahatlere, seyahatimin süresine bağlı olarak, uygun hacimde bir sırt çantasıyla gidiyorum. Peki nasıl bir sırt çantası? Çanta seçiminde birçok kritere dikkat etmek gerekiyor ama benim için en önemlisi, omuz askılarının ve bel kemerinin sağlamlığı ile ergonomisi. Yirmi kilogramları aşan bir ağırlık, sırtınıza ve belinize ciddi yük binmesine neden olacak. Seyahatiniz süresince, hem günler sürebilecek ağrılara maruz kalmak hem de çantanızın askılarının sökülmesi veya daha kötüsü kopması, isteyebileceğiniz en son şey olacaktır. Sırt çantalarında hacim ölçüsü olarak litre kullanılıyor. Hindistan ve Nepal için on litre ek kapasitesi olan 50 veya 60 litrelik bir çanta, götürülecekler listesini iyi ayarlamak suretiyle ihtiyacınıza yanıt verecektir.

Hafiflik ve fonksiyonel gözler-cepler, diğer kriterlerim. Yeni nesil çoğu çanta, kumaş seçeneğiyle hafif ve dayanıklı modeller sunuyor. İçte ve dışta bol gözler ve cepler, götürdüklerinizi kategorize etmeye, ihtiyaç duyduğunuzda kolay erişmenize yardım edeceği için çok önemli. Ayrıca çantanızın yağmurluğu mutlaka olmalı. Çantanızın kumaşı suya ne kadar dirençli olursa olsun, sağlam bir yağmurda mutlaka su geçeceği için eşyalarınız ıslanabilir. O yüzden mümkünse çantanızı, en altına gizli bir cepte saklı, gerektiğinde koca çantayı çepeçevre saran bir yağmurluktan mahrum bırakmayın. Hem bu yağmurluğun bir başka hayati önemi daha var. Hindistan ve Nepal’de çantalar, bizdeki otobüslerin kapalı bölmelerinde gitmiyor. Aracın üstündeki demir kafese, toza ve yağmura açık şekilde bağlanıyor. Bu durumda siz de bütün Batılı deneyimli turistler gibi yağmurluğunuzu açarsanız yağmur yağmasa bile saatler süren yolun tozu toprağı çantanıza dolmaz.

Çanta hazırlamada; yükün belinize değil de daha dayanıklı kaslara sahip sırtınıza binmesi için, hafif malzemeleri çantanın dibine, ağır malzemeleri çantanın üst kısımlarına yerleştirmek gibi çok bilinen bir kural var. İkinci temel kural da neyi ne zaman hangi sıklıkta kullanacağınızı göz önünde bulundurarak yerleştirmek. Herkesin öncelikleri farklı olduğu için örnek vermek zor. Ancak kendi seyahatim esnasında, mevsim itibariyle hiç kullanma ihtiyacı hissetmediğim, ısı mevsim normallerinin çok çok altına düşerse giyerim diye aldığım polar montu ve termal içliği, her zaman çantamın en altında tuttuğumu söyleyebilirim.

Yanımızda neler götürmeli? Buna, “Düşündüğünüz eşyanın yarısını, paranın iki katını” şeklinde bir gezgin özdeyişiyle yanıt verelim. Nereye gidileceğine, gezinin süresine, yapılacak aktivitelere bağlı olarak değişmekle birlikte, bir ay gibi ortalama uzunluktaki bir Nepal ve Hindistan gezisi için, kendi gereksiz yüklerimi düştükten sonra oluşmuş, şu listenin yeterli olacağı inancındayım:

Dokümanlar ve evraklar (pasaport, T.C. kimliği, uçak bileti, pasaport ve diğer evrakların birkaç nüsha halinde fotokopileri, kitaplar, seyahat çekleri, acil telefonlar listesi), sağlık malzemesi (ilaçlar, ilk yardım malzemesi), hijyen malzemeleri (tıraş takımı, diş macunu ve fırçası, kulak çubuğu, şampuan, sabun, deodorant, tuvalet kağıdı, kolonyalı mendil, tırnak makası), temizlik malzemeleri (deterjan), kıyafet (termal özellikli çabuk kuruyan tişört ve pantolon, şort, şapka, ayakkabı, bot, sweatshirt, polar mont, yağmurluk, çorap, termal içlik, iç çamaşırı, mayo, havlu, para kemeri), elektronik eşya (mp3, telefon ve şarj cihazı, radyo, kamera, fotoğraf makinesi), yeme içme aparatları (pratik çatal-kaşık seti, çakı, bardak), diğer malzemeler (nakit para, uyku tulumu, asma kilitler ve zincir, para kemeri, kafa lambası, kağıt ve kalem, sinek kovucu sprey). 

Son bir çanta hatırlatması olarak, günlük gezileriniz için mutlaka edinmeniz gereken, takribi 18 ile 25 lt arasında bir sırt çantası daha olduğunu ekleyelim. Hacmine aldanıp da fonksiyonunu sakın ola küçümseyin. Bir otele kapağı attıktan sonra yapacağınız küçük keşif gezilerinde en büyük yardımcınız olacak. Omuz askıları, hafiflik, fonksiyonellik ve yağmurlukla ilgili büyük çanta için söylediklerimiz onun için de geçerli. Temel olarak fotoğraf makinesi ve/veya kamera, kimlikler, kağıt-kalem, günlük harcamalar için bir miktar para ve rehber kitap gibi birkaç önemli ihtiyacınıza cevap versin yeterli. Ha, bir de asma kilit takmaya uygun olsun yeter. İyi yolculuklar...


Hindistan'ın ortak kaderi: Trenler

Hindistan'ın ortak kaderi: Trenler

Hindistan, çok gelişmiş bir tren sistemine sahip. Ülkenin genel görünümüne tezat, neredeyse bir batı ülkesinde tanık olabileceğimiz dakiklikte bir sistem, -deyim yerindeyse- saat gibi işliyor. Bir milyarın üzerinde insanın yaşadığı, uçsuz bucaksız bir coğrafyada, o bildik tıklım tıkış insan manzaraları eşliğinde her an her saat bir tren bir istasyondan diğerine yolcu taşıyor.

Hindistan'ın trenle tanışması, 1853 yılında İngilizler sayesinde oldu. Açılan ilk hat Mumbai ile Thane arasındaydı. Ülkenin yer altı ve yer üstü zenginliklerini en kolay yoldan ülke dışına çıkarmanın yolu olarak alt yapısı güçlü bir tren ağı kurmaya soyunan İngilizler, günümüze kadar kapasitesi ve etkisi büyüyen bir ulaşım modeli yaratmış oldu. Trenler bugün ağırlıklı olarak uzun mesafe ulaşımlarında kullanılıyor. Toplam uzunluğu 115 bin kilometre olan demir ağ, yaklaşık 7 bin istasyonu birbirine bağlıyor. Yılda en az 8 milyar insan ve 1 milyar ton yük, trenler sayesinde taşınıyor.

Indian Railways, kısa adıylı IR, ülkenin Yeni Delhi merkezli resmi demiryolları kurumu. Demiryolları Bakanlığı tarafından denetlenen kuruma ait 63 bin yolcu vagonu, 240 bin yük vagonu ve 9 bin lokomotif hizmet veriyor. IR, hem şehir içi hem de şehirlerarası demiryolu trafiğini yönetiyor. Demiryollarında kaç kişi çalışıyor biliyor musunuz? Tam 1 milyon 300 bin kişi. Bu rakam bile, dünyanın en büyük demiryolları sistemine sahip ülkenin Hindistan olduğunu anlatmaya yeterli. Bu kadar büyük bir organizasyonu tek bir merkezden yönetmek elbette mümkün değil. Demiryolları, toplam 17 ana bölgeye ve kendi içlerinde alt bölgelere ayrılıyor. IR, sınırlı sayıda da olsa doğuda Bangladeş, batıda Pakistan ve kuzeyde Nepal'e tren seferleri yapıyor. 

Sistemin 19. yüzyılın ortasında İngilizler tarafından tasarlandığını söylemiştik. İşletmesi de tam bir asır boyunca onların elinde kaldı. Ülkenin bağımsızlığını ilan etmesini takip eden ilk yıllarda, 1951'de sistemin kontorlü ve işletilmesi tamamıyla Hindistan'ın eline geçti. Ancak yüz yıllık tecrübe Hindistan'ı bir tren ülkesi yapmaya yetmiş olacak ki o gün İngiliz disiplini ile inşa edilen sistem bugün bile tıkır tıkır işliyor.

Yeri gelmişken hatırlatmakta fayda var. Bu yazı için seçtiğimiz görsel, elbette Hindistan'daki tren yolculuklarının tamamını temsil etmiyor. Ulaşımın son derece konforlu, lüks olduğu seçenekler de mevcut. Seçiminizde öncelikli kriter, Hindistan seyahatinizde tren ulaşımı için ne kadar bir bütçe ayırdığınız olacaktır.

Demiryolu ağının etkisi ve gücü, Hindistan'ın artan nüfusuna paralel olarak günden güne artıyor. Tek değişmeyense trenlerin, Hindistan'ın yakın tarihine tanıklık etmiş önemli bir ulaşım aracı olarak halkın ortak kaderi olduğu.


Nepal yaralarını saracak!

Nepal yaralarını saracak!

Her şey 25 Nisan sabahı, yerel saatle 11.56’da Başkent Katmandu’ya 60 km mesafedeki Gorkha’da yerin sadece 11 km altında meydana gelen 7.8 şiddetindeki depremle başladı. Çoğunluğu 100 yaşın üstündeki tarihi tapınaklar ve yine büyük bir kısmı 50 yılın üstündeki modern (!) dönem yapıları, sarsıntının şiddetine dayanamayarak saniyeler içinde çöktü. Bu satırların yazıldığı sırada kesinleşen ölü sayısı 7 bin 500’ü, yaralı sayısı 15 bini geçmişti. Deprem ve sonrasındaki artçı sarsıntılardan sonra 150 bine yakın evin kullanılamayacak durumda olduğu belirtiliyor.

Gölcük depremindeki 7.4’ün nispeten daha iyi işçilik ve malzemeye rağmen ülkemizde yarattığı sonuçlar, aradan geçen 16 yıla rağmen toplumsal hafızamızdaki tazeliğini koruyorken henüz temas kurulamayan dağ kasaba ve köylerine ulaşıldıkça bu sayının maalesef ki daha da artacağını tahmin etmek güç değil. Toplam 30 milyon civarı insanın yaşadığı Nepal’de depremden doğrudan etkilenen insan sayısı genel nüfusun yüzde 20’si.

UNESCO Dünya kültür mirası listesine Nepal, dört yerle giriyor. Bunlarda en önemlisi ve ünlüsü, şüphesiz Katmandu Vadisi. 1979 yılında listeye alınan ve toplam yedi gruptan oluşan bölge, güzel ülke Nepal’in tüm sanatsal ve tarihi mirasını gözler önüne sunan bir açık hava müzesi konumunda. Ülkeyi ziyaret eden her gezginin mutlaka uğradığı Patan, Bhaktapur gibi önemli vadi şehirlerindeki stupalar, tapınaklar, kuleler depremden büyük zarar gördü. Hatta bir kısmı onarılamayacak şekilde tarih sahnesinden silindi.

21. yüzyılın en büyük doğal afetlerinden birini yaşayan Nepal, bu kötü tabloya rağmen yaralarını eninde sonunda saracak, sarmalı. Yaşanan onca acıya rağmen, dünyanın en güzel coğrafyalarından birinde yer alan dünyanın bu en barışçıl ülkesi, ayağa kalkacaktır. Bir ülkenin tarihsel hafızasında büyük gedikler açan böyle bir acının, bir travmaya dönüşmemesi için Nepal’lilerin bugüne kadar gezginlerden, kaşiflerden gördüğü ilgi her zamanki sıcaklığı ile devam etmeli.

Başlıca geliri turizm olan bir ülkenin felaket zincirinin son halkası, ertelenen turlar, iptal edilen rezervasyonlar, yeniden yapılıp yapılmayacağı belli olmayan tırmanış ekspedisyonları olacaktır. Uluslararası kamuoyunun ilgisi şu an için yüksek. Nepal’de 30 aşkın ülkeden yaklaşık 4 bin yardım görevlisi depremzedelere yardımcı olmak için çalışıyor. Nepal’in yeniden rutin hayatına dönebilmesi için en kısa zamanda doğal ekonomik kaynaklarını işler hale getirmesi gerekiyor. Buna katkıda bulunmak için bir dünya vatandaşı olarak hepimize görev düşüyor.


Vefametrede Türkiye kaçıncı sırada?

Vefametrede Türkiye kaçıncı sırada?

Nepal, dünyadaki en ilginç ülkelerden biri. Gideni kendisine aşık ediyor. Kimi en çok doğasını seviyor, kimi en çok Everest gibi görkemli bir dağın gölgesinde büyümüş, mütevazı ve dost canlısı insanlarını… Hangi ülkenin vatandaşı olursa olsun bu güzel ülkeyi ziyaret edip de kalbi orada kalmayanına ben rastlamadım. Peki vefanın bir metresi yapılsaydı, Türkiye’nin ölçüsü kaç olurdu dersiniz?

Depremden sonra dünya genelindeki ülkelerden Nepal’e maddi yardımlar yapılmaya, kurtarma ekipleri gönderilmeye başlandı. Özellikle maddi destek konusunda İngiltere uzak ara önde. Şu ana kadar yüzde 30’u halktan toplananlar olmak üzere 24 milyon dolar yardım ulaştırdılar. Onu sırasıyla 17 milyon dolar ile Norveç, 14 milyon dolar ile Hollanda, 10’ar milyon dolar ile Amerika Birleşik Devletleri ve Çin takip ediyor.

Japonya, Kanada, Hong Kong, Finlandiya, Avustralya da hatırı sayılır para yardımında bulunan ülkeler. Bu saydığımız ülkelerin neredeyse tamamı hem parasal yardım yaptılar hem de kurtarma ekibi ve yardım malzemesi gönderdiler.

Gelelim Türkiye'ye... Resmi makamlardan alınan bilgiye göre şu ana kadar Türkiye’nin desteği, kurtarma ekibi yönlendirme ve yardım malzemesi ulaştırma ile sınırlı oldu. Toplam 16 tona denk gelen 1000 çadır ve 320 gıda kolisi gönderildi. AFAD, AKUT başta olmak üzere 120’nin üzerinde yardım görevlisi de Nepal’de çalışmalar yaptı. Arama ve kurtarma çalışmalarında notumuz iyi ancak yardım malemesi miktarı diğer ülkelerin yanında oldukça yetersiz kaldı. Dünyanın en iyi 20 ekonomisinden biri olduğu tezini savunan, G20 içinde yer alan bir ülkeye yakışmadı.

Yardım malzemesi gönderen diğer ülkeler şunlar:

Hindistan (704 ton), Katar (180 ton), İsrail (95 ton), İspanya (90 ton), Bangladeş (47 ton), İran (36 ton)

Felaketin tablosu netleştikçe ihtiyaç duyulan maddi yardımın rakamları da belirginleşiyor. Nepal’in 400 milyon dolar civarı bir miktar paraya ihtiyaç duyduğu açıklandı. Öte yandan Birleşmiş Milletler’in, 145 milyon dolar tutarında yardım kararı  alması ülkeye biraz olsun nefes aldıracak.

Bir deprem ülkesi olarak Türkiye'nin yaşanan acıyı daha derinden hissetmesi ve daha empatik bir tepki göstermesi gerekmez miydi?


Gezgin olmak

Gezgin olmak

Seyahatiniz süresince iki kimlik seçeneği sizi bekliyor: Turist veya gezgin. Turist olursanız pek sorun yok. Turla geldiyseniz rehberinizin, bireysel geldiyseniz rehber kitapların size biçtiği senaryoyu yaşarsınız çoğunlukla. Listenizdeki ‘en bi turistik’ müzelere, restoranlara, meydanlara, ören yerlerine, alışveriş merkezlerine ve otellere sırasıyla çentik atılır. Yine ülkenin en turistik noktasında en bilindik pozla fotoğraf çektirilir, dönüşte eşe dosta gösterilir. Ulaşım için, konaklama için en güvenlisi neyse o tercih edilir. Dediğimiz gibi turistseniz sorun yok, risk sıfır.

En büyük dezavantajı şu ki, turist olmak biraz pahalıdır. Gerek Nepal’de gerekse Hindistan’da birçok ünlü mekânda, meydanda onlarca, rehberli turist grubu gördüm. Yaş aralığı geniş. Çocuk da var, yaşlı teyze ve amcalar da. Ortada bir rehber, can kulağıyla onun ağzından çıkacakları dinliyorlar. Gruptan kopmamak için çok özel gayret seziyorsunuz. Birazcık arkada kaldıklarını fark eden koşar adım ana grubu yakalamaya çalışıyor. Hareketler hep ürkek. Çevrelerinde olup bitenlerle aralarında sanki görünmeyen bir perde var. Bütün bu olağan dışılığın nedenini rehbere biraz kulak kabarttığınızda anlıyorsunuz. Rehber, sık sık, çevredeki tehlikelerden dem vurup, dikkatli olmaları konusunda uyarılarda bulunuyor. Onlara göre etraf yankesici, hırsız, kapkaççı kaynıyor. Aman ha gözünüzü dört açın! Bu hatırlatmaların işe yaradığı kesin. Hizaya sokulmuş turistler artık birbirine daha yakın. Bir sonraki hedefe, komisyonları önceden alınmış, turistik mekânın turistik bir lokantasına gidilebilir. Tamam, biraz olayı dramatize ettim, farkındayım. Ancak burada sözüm elbette tur organizasyonlarına değil. Onca insanın sorumluluğunu almak başlı başına cesaret işi. Attığım taş, gezgin ve keşif ruhunu memleketlerinde bırakanlara.

Ne diyorduk?.. Gezgin olmaya mı karar verdiniz? İşte o zaman başınıza büyük bir iş aldınız demektir. Gezgin olmak emek ister. Rutin hayatınızın provoke edilmesi olasıdır. Ziyaret ettiğiniz ülkenin kültürünü, dilini, mutfağını ve coğrafyasını tahminlerinizin çok çok ötesinde derinden hissetme imkânı bulunursunuz ki bu siz de bağımlılık yaratabilir. Sonradan düzenli olarak farklı kültürleri tanıma ihtiyacı, hep yolda olma isteği hasıl olabilir. Kısacası düzeniniz bozulabilir. Provokasyondan kastımız bu.

Şaka bir yana, bir kültürü gezgin gibi yaşamakla turist gibi yaşamak arasındaki fark, siyahla beyaz gibi. Gezgin olduğunuzda kendi programınızı kendiniz yaparsınız. Kaderinizi başkalarının eline teslim etmezsiniz. Bu hazırlanma süreci en az gezi kadar sizi mutlu eder. Araştırdıkça öğrenirsiniz, öğrendikçe heyecanınız artar. Gittiğiniz ülkede yerel halkla temas etmekten büyük mutluluk duyarsınız. Onlarla sohbet etmek, belki evlerine konuk olmak size yaşama sevinci verir. Tarihi eserleri, anıtları, müzeleri birinin ağzından dinlemez, araştırmış olarak, hikâyesini bilerek gezersiniz. Bütün turistik bölgelerde olabilecek hırsızlık benzeri tehlikelere karşı refleksiniz güçlü olur, önleminizi zamanında alır, kendinizi olur olmaz sıkıntılara sokmazsınız. Yerel mutfağı oluşturan en güzel yemekleri mutlaka tadarsınız, yorumlarsınız. Konfor gibi bir kavram önemini yitirir. Lüks oteller yerine, diğer yabancılarla aynı odayı paylaştığınız, onları yakından tanıma imkânı veren hostelleri tercih etmeye başlarsınız. Gereksiz masraflardan kaçınarak, bir sonraki gezinize kaynak sağladığınızı bilirsiniz. Sizin gibi sırt çantalı turistler tarafından yazılmış rehber kitapların, her satırını hatmeder, en hesaplı ve ucuz konaklama, ulaşım ve yeme-içme alternatiflerini öğrenirsiniz. Gezgin, iyi bir planlamacıdır. Ama her ayrıntıyı önceden planlamanın sıkıcı olduğunu da bilir. Bazı anları gelişine bırakır. Kendisini bekleyen maceradan mahrum kalmak istemez.

Bütün bunlarsa, hiç şüphe yok, size bireysel farkındalık kazandıracak. Yaşadığınız toplumu oluşturan, insandan çevreye, tarihten kültüre tüm değerleri derinden hissetme, onlara daha saygılı olma bu farkındalığın bir sonucudur. Şimdi karar verin: Turist misiniz, gezgin mi?


Kılık kıyafet

Kılık kıyafet

Ortalama bir sırt çantalı turistin, renkli, cafcaflı kıyafetler giyinmekten kaçındığını, aksine bol ve renksiz şeyleri tercih ettiğini söyleyebiliriz. Bunun; bulunduğu kültürde görüntüsel bir ayrışmaya uğramamak, kir götüren kıyafetleri tercih etmek, güvenlik, şık görünme kaygılarını aşmış olmak ve rahatlık gibi birkaç sebebi olsa gerek. Günlük şehir içi gezilerden, zorlu bir trekking ekspedisyonuna kadar her iki ülke özelinde tercih edilmesi gereken giysileri bu bölümde dillendirmeye çalışacağız. Batılı sırt çantalıların yaptığı gibi, kıyafet seçimini nicelik ve nitelik bağlamında isabetli yapmak sizi, çaresiz sırtınızda taşıyacağınız gereksiz yükten kurtarır. Son not olarak, bu bölümü, yüksek sezonda geziyi planladığınızı varsayarak kaleme aldığımı hatırlatmak istiyorum.

Şehir gezginiyseniz

Benim bu gezide yaptığım gibi, zorlu bir aktivitenin içine girmeyip, Nepal ve Hindistan’ın başlıca şehirlerini ve turistik merkezlerini gezmeyi amaçlıyorsanız yanınızda çok fazla giysi getirmenize gerek yok. Bayanların kısa şort ve kolsuz bluzdan kaçınması tavsiye edilir. Pantolondan bir yedek, tişörtten üç yedek olsun yeter. Yıkama vakti gelince göreceksiniz ki oteliniz büyük bir ihtimalle böyle bir hizmet veriyor olacaktır. Her ihtimale karşı yanımda az miktarda çamaşır deterjanı götürmüştüm, kullanmama hiç gerek kalmadı. İki ayakkabı götürmeniz yeterli. Biri sandalet olabilir. Diğeri, tabanı esnek, üst yüzeyi nefes alabilir bir outdoor ayakkabısı olursa uzun şehir içi yürüyüşlerde ayağı terletmez ve yormaz.

Outdoor aktivitelerine katılacaksanız

Bir iki haftalık bir trekkinge katılacaksanız biraz daha teknik malzeme götürmek gerekiyor. Dağın havası şehirden farklı olacaktır. Her dağ kendi iklimini yaratır diye bir söz var. O yüzden yüksek mevsimde de gidiyor olsanız birçok iklimsel değişikliğe hazır olmak iyi olur. Yukarıdaki bileksiz outdoor ayakkabısına ek olarak, ayağınıza uyumlu bir bot götürülmeli. Önceden mutlaka giyilerek yeterince esnetilmiş bu botu, ayakkabıda olduğu gibi esnek tabanlı ve nefes alır yüzeyli olarak seçmek gerek. Çünkü günlük 20 kilometreyi geçecek ve günler sürecek bir ekspedisyonda ayaklar, vücudun en fazla zorlanmaya maruz kalacak organları olacak. Onların rahatı birinci planda. Pantolon seçimi için de aynı şeyleri söyleyebiliriz. Şorta dönüşebilen, çabuk kuruyan, hafif bir pantolon yürüyüşünüzü daha keyifli kılacaktır. Akşam havaların serinleyeceğini düşünerek hafif bir polar ve dışına rüzgar ve yağmur geçirmeyen Gore-Tex kumaşlı bir mont edinmeniz yerinde olur. Son olarak; gündüz yürüyüşlerinde bol bol terleyeceğiniz için, çabuk kuruma özelliği olan tişörtlerle ayağın şekline ve zorlanma noktalarına duyarlı yeterli miktarda çorabın kıyafet kombinasyonunuzu tamamlayacak son hayati giyim malzemeleri olacağını hatırlatalım. Yükselti farkından dolayı güneş ışınlarına daha dik açıyla maruz kalacağınız için, güneş gözlüğü, şapka ve boyun bağı gibi aksesuarlar, sizi ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinden koruyacaktır.


Vize

Vize

Nepal de Hindistan da Türk vatandaşlarına vize uyguluyor. Nepal vizesi, İstanbul’da Fahri Konsolosluktan alınabildiği gibi ayrıca karayolu veya havayolu ile giriş yaptığınız sınır kapısından alınabilir. Hindistan vizesi için ise seyahat öncesi İstanbul veya Ankara'daki temsilciliklere başvurulmalı. İzmir'de sadece fahri konsolosluk var, ancak vizeye vermeye yetkili değil.

Geçerlilik tarihine göre iki tür Nepal vizesi var. Eğer ziyaretiniz 30 günü aşmayacaksa çok girişli bir vizeyi 40 dolara alabilirsiniz. Ben sınırda diğer arkadaşlarla bu vizeyi almıştım. O günkü bedeli 30 dolardı. 90 güne kadarki çok girişli vizeler ise, maksimum kalış süresi 60 günü geçmemek kaydıyla, 100 dolar. Her ikisi için de birer fotoğraf yeterli.

Hindistan turistik vizesi için dönüşten itibaren en az altı ay daha süresi olan pasaport, 2 adet vesikalık fotoğraf, hava yoluyla gidecekseniz uçak rezervasyonu gerekiyor. Turist vize ücreti 43 dolar ve süresi 1 aydan 1 yıla kadar değişebilmektedir. 6 ay geçerli vize almak zor, 1 yıl geçerli vize almak ise daha da zordur. Daha uzun bir süre için vize talep ederseniz, söz gelimi 5 yıla kadar, çok girişli olmak üzere, bedeli 130 dolar.

Vize başvuruları son bir yıldır online olarak da yapılabiliyor. Konuyla ilgili detaylı bilgiye hindistangezi.com adresinin ilgili sayfasından ulaşabilirsiniz.

Yaklaşık iki iş günü içinde vize başvurunuz neticeleniyor. İstanbul’daki vize başvuru süreci, Shengen vize başvurularının tersine son derece keyifli geçiyor. Her aşama son derece sistematik ve güler yüzlü. Pasaportumdaki fotoğrafın eskimiş olduğu ve sınır geçişinde problem yaşayabileceğim gerekçesiyle, başvurumu bir hafta kadar geç yapabildim. Bu hatırlatma, konsolosluk yetkilisi bey tarafından o kadar iyi niyetli ve nezaketle yapıldı ki hiç hesapta olmayan pasaport yenileme bürokrasisi bile keyfimi kaçırmadı.




Ulaşım

Ulaşım

Bu bölümün alt başlıklarını; ülkeler arası, şehirlerarası ve şehir içi ulaşım olarak atıp her biri için, zayıf ve güçlü yönleriyle, alternatifleri sıralayalım.

Hindistan ve Nepal’e ülkemizden iki şekilde gidebilirsiniz: Karayolu veya havayolu. İran ve Pakistan üzerinden gidilen ve ‘klasik rota olarak bilinen’ karayolu güzergâhı, Hindistan için 7-10 gün, Nepal için 10-14 gün arası bir süreyi gerektirir. Zamanı bol, bütçesi kısıtlı gezginler için cazip bir seçenek. Bütün meşakkatine rağmen, uzun otobüs yolculukları, çok yabancısı olduğumuz bir kültürel coğrafyaya en iyi adaptasyon yöntemi olarak düşünülebilir. İran’dan Nepal’e kadar yol boyunca karşılaşılacak yerel halkın ülkeden ülkeye değişen fiziksel ve ruhsal davranış modelleri bir yana, coğrafi ve iklimsel çeşitlilikler, yolculuğun kendisini bile başlı başına bir macera kılmaya yetiyor. Pakistan’ın Lahor kentinden hemen sonra Hindistan’a giriyorsunuz. Genelde ilk istikamet, Sih’lerin kutsal şehri Amritsar oluyor. Esasen kendi gezim ilk aklıma düştüğünde bu klasik rotayı planlamıştım. Seyahatimin ilk iki haftasında Katmandu’ya kadar yolculuk yapıp, kalan dört günü dinlenme ve şehri gezmeye ayıracaktım. Dönüş de uçakla olacaktı. Ancak vakti zamanında tek yön uçak ücretiyle, gidiş-dönüş arasında fark olmayınca plan değişikliğine gidip, doğrudan Delhi’ye uçtum. Gerisi kitapta uzun uzadıya anlatılıyor zaten. Bugün uçakla ulaşım çok daha ekonomik. Talep fazla olunca THY sefer sayısını artırdı, bütçeyi düşürdü. Yukarıda saydığım sebeplerden ötürü, bir gün kara yoluyla da gitmek nasip olur umarım. Yani, inşallah!

Karadan Nepal’e Hindistan’dan beş sınır kapısından ulaşıyorsunuz. Nepal’in toplamda da altı sınır kapısı var. Altıncısı Tibet’le. Politik sebepler ve hava şartları el verdiği sürece sınır kapıları açık. Hindistan’la Nepal arasında, uluslararası çalışan bir otobüs firması yok. Sizin Katmandu’ya da Delhi’ye diye aldığınız bilet aslında sınıra kadar geçerli. Firmalar kendi aralarında anlaşıp, sınırda yolcularını birbirlerine transfer ediyor.

Ülke içindeki şehirler arası toplu taşıma alternatifleriniz, uçaklar ve otobüsler. Hindistan’da ise trenlerin uzak ara başı çektiğini söylemek sanırım sizi şaşırtmayacaktır. Tekrar Nepal’e ve otobüslere dönersek… Ülkenin yolcu taşımacılığında can damarı otobüsler. Aracın içinde, üstünde onlarca insan seyahat ediyor. Genel olarak ulaşım çok ucuz. Klimalı ve sadece turistlerin kullandığı araçlardan halkın kullandığı, dolmuş gibi her köşe başında duran ve yedi saatlik yolu sırf bu yönüyle bile eğlenceye dönüştüren Tata’lara kadar seçenekler mevcut.

Rajastan Eyaleti’nde hizmet veren hükümetin kontrolünde bulunan Rajasthan Roadways, şehirler arası güvenilir ve lüks yolculuk hizmeti veriyor. Yerel seyahat acentelerince rezervasyon yapılabilir. Otobüsler, gece yolculuklarındaki güvenlik endişesiyle sadece kısa yolculuklar için tavsiye ediliyor. Gün aşırı uzun destinasyonlarda tren veya uçak yegane alternatif.

Şehir içi ulaşımda bisikletli ve motorlu rikşalar kısa mesafelerde, taksiler ve tempolar uzun mesafelerde tercih ediliyor. Rikşaların kesin bir tarifesi yok. Birkaç günlük gözlem ücretler konusunda fikir verecektir. Bir rikşayı kullanmadan önce, gitmek istediğiniz yerin tam olarak anlaşıldığından emin olmak gerekiyor. Birkaç kez tekrar etmekten çekinmeyin. Maalesef, rikşacılar bazen anlamadıkları (ya da anlamazdan geldikleri) yere tamam diyebiliyor. Sonrası tam bir kaos. Zaman kaybettiğinize mi yanarsınız, ücreti verdin-vermedin polemiğine maruz kaldığınıza mı? Tempoları, kullanım amacıyla bizim dolmuşlara benzetebiliriz. Şehir içi kullanımda çok faydalı. Motorlu rikşanın biraz daha büyüğü. Daha fazla sayıda yolcu alabiliyor. Yabancı turistler pek tercih etmiyor. 2000 yılında tüm dizel tempoların Katmandu vadisinde kullanımı yasaklandı. Elektrikli yeni tempolar, hava kirliliğinde ciddi oranda iyileşme sağladı.

Ülkeler arası yolculuklarda diğer bir alternatif havayolu. Nepal’e ülkemizden direkt uçuş THY ile yapılıyor. Aktarmalı uçuşlar ise genellikle Hindistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Amman üzerinden... Nepal’e uçak bileti bulabileceğiniz bazı havayolu şirketleri şunlar: Royal Jordanian, Türk Havayolları, Singapore Airlines, Qatar Airways, Korean Airways, Etihad Airways, Air India, EgyptAir, Aegean Airlines… Aktarmalı da olsa doğrudan Nepal’e gitmek yüksek maliyetler demek. Hedefiniz sadece Nepal bile olsa, benim yaptığım gibi sefer sayısının daha sık ve bütçesinin daha avantajlı olduğu Hindistan’a uçmak yerinde olabilir. Hindistan’a direkt olarak uçabileceğiniz gibi aktarmalıyı tercih ettiğiniz taktirde hem daha ekonomik bilet hem daha fazla alternatif havayolu firması bulabilirsiniz.

Hindistan’a direkt veya aktarmalı uçuş yapabileceğiniz havayolu firmaları şunlar:

Türk Havayolları, Airfrance, KLM, Malaysia Air, Finnair, Singapore Airlines, Asiana Airlines, British Airways, Amirates, Etihad Airways, Aeroflot, Gulf Air, Austrian Airways, Lufthansa, PIA, Qatar Airways, Royal Jordanian, Mahan Air, Air India, Saudi Arabian Airlines, Aerosvit Airlines, Swiss, Turkmenistan Airlines, Uzbekistan Airways…


Konaklama

Konaklama

İki ülke için de konaklama imkânlarının birbirine yakın olduğu söylenebilir. Bütçesine, konforuna, lokasyonuna göre bir çok seçenek mevcut. Fiyatlar, ülkemizle, hele ki bir Avrupa ülkesiyle karşılaştırılamayacak kadar hesaplı. Dünyanın neresinde olursa olsun seyahatlerimde hostelleri tercih ediyorum.

Hosteller, sırt çantalı ve düşük bütçeli turistlerin konaklamak için kullandığı ve odalarını bazen iki bazen 20 kişiyle paylaştığı oteller. Normal bir otelden beklediklerinizi bulmak tamamen şansınıza kalmış. Avrupa’da ve Amerika’da olduğu gibi lüks otelleri aratmayanları da var, bu coğrafyada görülebildiği gibi odalarının üç beş santimlik kontraplakla ayrılanı da. Güvenlik sorun değil. Çünkü odalarda kilitli dolaplar var. Yanınızda her daim bulunduracağınız asma veya şifreli kilitlerle istenmeyen durumların önüne geçmek mümkün.

Diğer gezginlerle tanışma, sohbet etme imkanı verdiği için bir hostelde konaklamak, bir otelde konaklamaktan çok daha cazip benim için. Ancak Asya’nın genelinde konaklama o kadar ucuz ki, Batı’da bir hostelin 12 kişilik odasında vereceğinizin yarısından da az bir rakama, konforlu bir otel odasında kalabilirsiniz. Nitekim Pokara’da, göl başında, harika bir bahçesi olan, villa tarzı inşa edilmiş otelde, hem de yüksek sezonda, geceliği 6 liraya kalabilmiştim.

Orta ve üst sınıf, yüksek fiyatlı otelleri tercih ederseniz çok ihtiyacınız olmayacaktır ancak benim gibi tatilinizi en düşük bütçe ile tamamlama hedefiniz varsa, yanınızda yazlık, hafif bir uyku tulumu bulundurmanızda büyük fayda var. Seyahatim boyunca iki geceyi, çeşitli sebeplerle çarşafları ve yastıkları leş gibi iki farklı otelde geçirmek zorunda kaldım. Maalesef bu gibi durumlarda uyku tulumunuzun temizliğine sığınmaktan başka çareniz kalmıyor. Her biri yüksek sezon için olmak üzere; düşük bütçeli otelleri 10 dolara kadar, orta bütçeli otelleri 50 dolara kadar ve yüksek bütçeli otelleri 100 dolar ve üstü olanlar olarak ayırabiliriz.

Yüksek sezonda dahi olsa, Hindistan ve Nepal’de otellerin dolu olması ve yer bulamama gibi bir ihtimal yok denecek kadar az. Katmandu’nun Tamel’i, Pokara’nın göl kıyısı, Delhi’nin Paharganj’ı gibi turistik lokasyonlarda onlarca alternatif var. Size kalan genelde birkaç tanesini gezip en içinize sinende karar kılmak. Özetle Avrupa ülkelerine nazaran bu iki ülkeye rezervasyon stresi yaşamadan gidilebilir. Diğer yandan bir şehre ilk gidişte otel simsarlarının bunaltıcı baskısından kaçınmak istiyorsanız, tabi varış tarihiniz de kesinse, en azından ilk bir iki gün için internet üzerinden bir rezervasyon yaptırabilirsiniz. Bunun için sıklıkla kullandığım birkaç adresi verebilirim:

www.hostelword.com

www.hostelio.com

www.hostelmania.com

www.hostels.com

www.hosteltraveler.com

www.hostelbookers.com


Ne zaman gidilir

Ne zaman gidilir

İklim şartlarının uygun olduğu ekim-kasım ve mart-nisan ayları, Hindistan ve Nepal gezisi için ideal tarihler. Ancak bu dönemin yüksek sezon olduğunu, konaklama fiyatlarının en yüksek seviyelerde seyrettiğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Budget otellerde sorun yaşanmasa da orta ve üzeri otellerde yer olmama ihtimali fazla. Bu nedenle bütün planlama zorluklarına rağmen gezi öncesi rezervasyon yaptırmaya çalışmak önemli. Haziran ayı ile başlayan eylül sonuna kadar süren muson döneminde sıcaklık 20 ile 35 derece arasında değişiyor.

Düşük sezon olduğu için konaklama ve ulaşım gibi giderlerin düşeceği, bunun da geziyi daha ekonomik bir hale getireceği düşünülebilir ama unutmamak gerekir ki aşırı yağışlar sizi canınızdan bezdirebilir. Eğer Himalayalar’da bir trekking düşünüyorsanız, bunu musonların hemen sonrası ekim-kasım aylarında yapmak ideal olabilir. Çünkü muhtemelen muson sonrası sizi, yemyeşil bir bitki örtüsü ve Himalayalar’ın manzarasını tüm görkemiyle sunan berrak bir hava bekliyor olacak.

Dağlık kesimlerde ısı çok düştüğü ve birçok turistik tesis kapalı olduğu için ocak ayı ve civarı dağ faaliyetlerinin bitme noktasına geldiği dönem. Şehirler için de tablo farklı değil. Genellikle budget hotellerde ısıtma sistemi olmadığı için turist sayısı azalıyor. Nepal, turistlerini bir iki ay için ya Pokara gibi nispeten yumuşak iklimi yaşayan şehirlere kaydırıyor ya da aynı gerekçeyle Tayland, Hindistan gibi ülkelere kaptırıyor.


Hindistan ve Nepal mutfağı

Hindistan ve Nepal mutfağı

Hindistan mutfağı, Nepal mutfağına göre -ününe yaraşır şekilde- daha fazla seçenek sunuyor. Farklı etnik kültürleri barındıran geniş bir coğrafyada yemek alışkanlıklarının yöreye göre değişkenlik gösterdiğini bilsek de Hint mutfağını farklılaştıran baharat ve sebzeler. Ülkenin yüzde otuzunun vejetaryen olduğu ülkede, antik Yunan, Moğol, Batı Asya ve İran mutfaklarının etkileri görülür.

Koloniyel dönemdeki Avrupa etkisi, yemek alışkanlıklarında esneklik ve çeşitlilik yaratsa da Hint mutfağının, karakteristik yapısıyla başta Güneybatı Asya olmak üzere tüm dünya mutfaklarında iz bıraktığını söyleyebiliriz. Tavuk ve Kuzu Masala, Kaşmir Pilavı, Mantarlı Biryani gibi geleneksel yemek çeşitlerinin yanı sıra Jalebi, Rasamalai, Barfi, Kulfi gibi tatlı seçenekleri ağzınızda hoş bir tat bırakacak. Yöresel farklılıklar demiştik. Mesela Kuzey Hindistan’da yoğurt ve sarımsak çokça kullanılırken, Doğu Hindistan’da hardal gibi sert baharatlar, coğrafi şartlardan ötürü kırmızı et yerine deniz ürünleri tercih ediliyor. Güney Hindistan, tarihte İslamiyet’in daha az etkili olduğu, başka bir deyişle Hinduizm’in katı kurallarının daha sıklıkla yaşatılabildiği topraklar olarak dikkat çekiyor. Kuzey mutfağında daha fazla et ve Moğollar gibi tandırda pişirme yöntemi kullanılırken, güneyde daha fazla pilav, daha fazla acı tüketilir. Girişimizi Hindistan mutfağı ile yapmışken nan ekmeği, yağda kızartılan Samosa, Pakora, bir çeşit sulu mercimek yemeği olan Dhal, genişçe bir tepsi içinde küçük küçük kaplarda sunulan farklı yemeklerden oluşan Tali’yi de unutmak olmaz.

Nepal Hindu’larının büyük bir çoğunluğu vejetaryen. Bu yüzden Hindistan’da olduğu gibi sebze yemekleri -elbette yine baharatlı olmak üzere- başrolde. Dhal ve pirinç, ortalama bir Nepal mutfağında hiç eksik olmuyor. En yaygın sebze yemekleri, ıspanak, patates ve kabak. Nepal’in sebze geleneği, etnik mutfaklarda biraz esneklik gösterebiliyor. Örneğin Newariler, gerçek bir etsever. İnek eti değil belki ama bufalo ve keçi eti yaygın olarak kullanılıyor. Katmandu’da Newari mutfağının en güzel örneklerini tadabileceğiniz birçok restoran bulunuyor.

Nepal’in Tibet mutfağından da fazlasıyla etkilendiğini söylemek yanlış olmaz. Hatta Tibet’te bile bulamayacağınız bazı geleneksel lezzetlerle ve çeşitlilikle burada karşılaşmak olası. Nepal’e geldiğinizde mutlaka tadılması gereken bir yemek olarak Momo’yu önerebiliriz. Türkler arasında Nepal Mantısı olarak bilinen Momo’nun kızartılan, buharda pişirilen, haşlanan birçok çeşidi bulunuyor. Hintlilerin aksine Nepalliler tatlıya pek önem vermiyor. Ancak sütlü tatlılar ağırlıkta olmak üzere; Rasbari, Barfi, Kheer ve Julebi gibi alternatifler, mutlaka denenmeli.


Geziye hazırlanmak

Geziye hazırlanmak

Bir geziye hazırlanma süreci, herkes için farklı seyreder. Motivasyonunuz ne kadar yüksekse ya da benim gibi doğuştan motivasyonluysanız, hazırlık sürecinin her anından büyük keyif alırsınız. Hazırlık sürecinin ilk adımı, elbette, hangi ülkeye veya ülkelere gidileceğine gerekçeli olarak karar vermek. Nedenleriniz sağlamsa süreci başlatabilirsiniz. Ben sırasıyla şu dokuz adımı izliyorum:

Bir; gezinin süresine ve zamanlamasına karar vermek. Bir haftalık mı altı aylık mı? Bu hazırlık sürenizi yakından ilgilendirecektir. Şart olmamakla birlikte, iklimsel koşulların esas olduğu yüksek sezon, seyahatiniz için en uygun zamandır.

İki; gezinizin içeriğine göre bütçeyi oluşturmak. Nakit ve diğer para kullanma yöntemlerini belirlemek.

Üç; gidilecek bölgeyle ilgili kaynakları takip etmek. Bunun içine, yerli ve yabancı kökenli gezi yazıları, fotoğraflar, video görüntüleri, günlük kültürel yaşamdan kesitler sunan edebiyat eserleri, filmler ve ülke gündemini takip edebileceğiniz resmi ve özel haber siteleri girebilir.

Dört; ülkenin veya ülkelerin yerel müziklerinden örnekler dinlemek,

Beş; kıyafet seçimini yapmak,

Altı; ulaşım ve konaklama planlamasını yapmak. Gerekli rezervasyonları gerçekleştirmek,

Yedi; vize, pasaport, aşılar, sigorta gibi brokratik işleri halletmek,

Sekiz; gezilecek ve görülecek yerlerin detaylı planlamasını yapmak,

Ve dokuz; çanta hazırlamak.


Yorumlar

Blog Yazıları

  • Hindistan'ın ortak kaderi: Trenler

    26 Mayıs 2015 Salı

    Hindistan, çok gelişmiş bir tren sistemine sahip. Ülkenin genel görünümüne tezat, neredeyse bir batı ülkesinde tanık [...]

  • Yurt dışında yabancı dil

    20 Temmuz 2015 Pazartesi

    İyi bir gezgin olmak, öncelikle güçlü bir iletişim becerisi gerektirir. Yabancı lisan, bu iletişimin bir aracı ama ye [...]

Etiket

Galeri